Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
Mahmut Ay

İlk Kadın Hemşire; Florence Nightingale Nedir

Sponsorlu Bağlantılar

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle
Modern hemşireliğin kurucusu ve temsilcisi olan Florence Nightingale, 1820 yılında İngilterenin Florence şehrinde doğmuştur.Babası İngiltere de büyük arazilerin sahibi olarak, zengin ve şehrin ileri gelenlerinden idi. Florence, hastalara kötü muamelenin olduğunu ve bu durumu ortadan kaldırmak için hastabakıcı olmak istediğini ve bu durumu daha da ileri getirerek bunun bir meslek haline getirilmesi gerektiğini düşünmekteydi. Hastabakıcı olma isteğini ailesine bildirdiğinde, ailesinin hastabakıcılığa pis ve aşağı bir meslek olarak bakması, genelliklede bu işi daha çok yalnız ve fakir kızların yapması nedeni ile bu isteği ailesi tarafından kabul edilmemiştir.Florence Nightingale, genç kızlık dönemine geldiğinde ise ailesinin bütün karşı çıkmalarına rağmen, idealist karakteri gereği idealinin peşinden koşarak hemşire oldu. Bu alanda Almanya ya giderek hastabakıcılığı ve hastane yönetimi üzerine incelemeler yaptı.1853 de Londra’daki hasta kadınların bakımı kurumuna yönetici olarak getirildi. 1853- 1856 yılları arasında olan Kırım Savaşında İngiliz ordusundaki yaralı askerlere bakmak üzere gönüllü hemşire ve rahibelerle İstanbul Selimiye’de kışlasında kurulan askeri hastaneye gönderildi.Yaptığı başarılı çalışmaları sonucunda yaralı askerlerdeki ölüm oranı hızla düşmüştür. Savaş sonrası döndüğü İngiltere de kurulan Ordu Sağlığı Kraliyet Komisyonunda görev almıştır.1860 yılında halkın verdiği bağışlar ile Nightingale Fonunu kullanarak ilk Nightingale hemşirelik okulunu kurdu. 12 Mayıs Nagtingale nin doğum günü olması nedeni ile her yıl 12 Mayısta başlayan haftalar tüm dünyada hemşirelik haftası olarak kutlanmaktadır. 1907 yılında ise Order Uf Merit liyakat ödülü ile ödüllendirildi. Hayatı boyunca bir çok başarıya imza atan Nightingale, 1910 yılında vefat etmiştir.

İlk Kadın Hemşire; Florence Nightingale Resimleri

  • 0
    Bu resime açıklama eklenmemiş. 6 ay önce

    Bu resime açıklama eklenmemiş.

İlk Kadın Hemşire; Florence Nightingale Sunumları

İlk Kadın Hemşire; Florence Nightingale Videoları

İlk Kadın Hemşire; Florence Nightingale Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

İlk Kadın Hemşire; Florence Nightingale Ek Bilgileri

  • 1
    6 ay önce

    ilk kadın hemşire kimdir, ilk bayan hemşire kimdir

    Dünyada ilk kadın hemşire kimdir

    florance nightingale (hemşire): "dünyaya ışık ve şefkat saçan"kadın..

    hemşireliğin bir meslek olarak kurulması gelişmesi ve yayılmasında öncü olan ingiliz asıllı florance nightingale için işte böyle diyorlardı.
    1820 de italya nın floransa şehrinde doğduğu için bu adı alan florance daha küçük yaşlarda yüreği insan sevgisi ve insanlara yardım duygularıyla doluydu.
    ne tesadüftür ki, hastalara, yaralara şefkat elini ilk uzattığı yerlerden biri de üsküdar daki selimiye kışlası ndaki hastane olmuştu. ailesinin karşı gelmesine rağmen paris e daha sonra da almanya ya giderek hemşirelik eğitimini tamamlayan florance nightingale, kırım savaşında yaralanan ve selimiye kışlası ndaki hastaneye getirilen ingiliz için gökten inen bir melekti sanki. zor ve yetersiz şartlar içinde olan hastanedeki sağlık imkanlarını geliştirerek adeta mucizeler yaratan nightingale hastalara şifa götürmek için çırpınırken, herkes onu "lambalı kadın" diye çağırıyordu.
    .elinde lambası, yüreğinde insanlık aşkıyla hastanenin soğuk ve karanlık koridorlarında "ışık dağıtıyordu" çünkü..
    florance nightingale hemşirelik mesleğinin gelişmesine katkılarından dolayı da kraliçe victoria tarafından ingiltere nin en yüksek liyakat madalyası ile ödüllendirilen ilk ingiliz kadınıdır da aynı zamanda.
    KONYA (İHA) - Türkiye'de sağlık sisteminin en önemli unsurlarından biri olan, hasta ve hasta yakınlarıyla en çok ilgilenen hemşirelerin tarihi dünyada 1862'de başlarken, Türkiye'de 1911'li yıllara kadar uzanıyor.

    O yıllarda başlayan Trablusgarp Savaşı'nda askerlerin ağır kayıp vermesi ve sağlık hizmetlerinin yeterince karşılanamaması nedeniyle o dönemde Hilal-i Ahmer Cemiyeti olarak adlandırılan Kızılay tarafından 1911 yılında Türkiye'nin ilk hemşirelik kursu açıldı. Müslüman kadınlardan gönüllülük esasıyla alınan hemşire adayları, 6 aylık kursun ardından sertifika alarak hemşire oluyorlardı. Bu kursu bitirenler 1912-1914 Balkan Savaşları'nda ve 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı'nda cephelerde görev almış, kurulan sahra hastanelerinde yaralanan askerlerin tedavilerinde birebir görev yapmışlardı. Ön cephelerde görev alan yüzlerce hemşire ise açılan top ateşi ve saldırılar sonucu şehit olmuştu. Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk hemşirelik okulu İstanbul'da açıldı. Bu okulu 1939 yılında Ankara'da açılan Askeri Hemşirelik Okulu izlerken, 1943'te Verem Savaş Derneği, 1946'da ise Sağlık Bakanlığı İstanbul'da birer hemşirelik okulu açtı. Bu okullar ortaokul düzeyinde 3 yıl, lise düzeyinde ise 4 yıl hizmet vermekteydi.

    İLK TÜRK HEMŞİRESİ SAFİYE HÜSEYİN
    1912 yılında açılan hemşirelik kursundan ilk mezun olan hemşireler içinde yer alan Safiye Hüseyin, yaptığı hizmetler ve gösterdiği üstün çabası ile Türkiye'nin ilk hemşiresi olarak anılıyor. İngiltere'de deniz ataşeliği görevinde bulunan Ahmet Paşa'nın kızı olan ve Avrupa'da eğitim görmüş Safiye Hüseyin, uluslararası alanda katılığı kongre ve toplantılarda Osmanlı Devleti'ni en iyi şekilde temsil etmiş, yabancı ülkelerde sayısız konferans vermiş ve birçok devlet tarafından onur nişanı ile ödüllendirilmişti.

    1912'li yıllarda Kızılay'ın açtığı kursu bitiren ve Çanakkale Savaşları'na gönüllü hemşire olarak giden Safiye Hüseyin, Balkan Savaşları'nda hemşirelik yaptığı için Çanakkale'de yaralanan askerlerin tedavisi için hazırlanan Reşit Paşa Vapuru'nda baş hemşire olarak görevlendirildi. Vapur, yaralılara ilk müdahaleyi yaptıktan sonra İstanbul'a gidiyor ve yaralıları hastanelere aktarıp, mühimmat ve erzak ile tekrar cepheye dönüyordu. Görevi sırasında Türk askerleri kadar yaralanan yabancı askerlerin de tedavisini yapan Safiye Hüseyin bir anısında, "Bir gün bir İngiliz yaralısı bulduk, gemiye getirdik. Zavallı çiçek gibi bir delikanlıydı. Başından aldığı bir yara ile gözlerini kaybetmişti. Gözlerinin üstüne siyah uzun bir sargı sarmıştık. Ağzına damla damla su akıttık. Yaralıların sayıkladıkları en tesirli kelimelerden biri de budur: 'Su'. Hiçbir ağır yaralının susuz ölmemesine son derce dikkat ederdik. Bir İngiliz yaralısının da ağzına su akıttık. Çok üzgündü, İngilizce mütemadiyen 'öleceğim' diyor, arkasından nişanlısının ismini söylüyordu. Ölüm halinde bulunan adama son vazifemi düşündüm. Ve onun düşman askeri olduğunu bir an için aklıma getirmeyerek kendisini İngilizce, kendi ana dili ile teselli ettim. Katiyen ölmeyeceksin, yaşayacaksın. Bütün bu korkulu günler geçecek. İyi olup memleketine gideceksin, nişanlına kavuşacaksın. Bu İngilizce teselli onun öyle hoşuna gitti ki, bir müddet sonra yüzünde müsterih, hatta memnun çizgiler peydahlandı ve öldü" diyordu.

    Safiye Hüseyin, Kurtuluş Savaşı'nın ardından hayatını hemşireliğe adamış, ömrünün geri kalanını hemşirelikle ilgili yazılar ve konferanslar vererek geçirmişti. Safiye Hüseyin, 1964 yılında 83 yaşında gözlerini yine hemşirelerin kucağında kapadı.


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Kapak Resmi
Sponsorlu Bağlantılar
Yazı İşlemleri
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)

Bir şey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin